Gelecek · 12 Eylül 2022 · 2 dk okuma
Sanal bir çocuğunuz olsun ister miydiniz?

Peki bu, yüksek nüfus artışına alternatif bir çözüm olarak Dünya’yı ayakta tutmak için gerekli olsaydı cevabınızı değiştirir miydiniz?
Dünya üzerindeki sayımız şu anda yaklaşık 7.945.391.145. 2011’de sayımızı 7 milyarın üzerine çıkarmayı başardık. Gelecek tahminleri ise şöyle: 2023’te 8 milyar, 2037’de 9 milyar ve 2055’te 10 milyar olacağı öngörülüyor.
Önümüzdeki yıllarda yüksek nüfus; hava kirliliği, gıdaya erişimde zorluklar, düşük yaşam kalitesi, sosyolojik bozulma ve doğal yaşamın tahribatı gibi sorunlara yol açacağı artık herkesçe bilinen gerçekler arasında. Peki bu durumu görmezden mi geleceğiz? Bir başka deyişle, kaçınılmaz sona kendimizi hazırlıyor olabilir miyiz?
Alman hükümeti bu konuda öncü adımlar attı ve “Net Sıfır” statüsüne ulaşmak için 2045 yılını hedef olarak belirledi (net sıfır terimi, atmosfere salınan karbon ile atmosferden uzaklaştırılan karbon arasındaki dengeyi ifade eder). Gelişen teknolojik çözümlerle birlikte, son zamanlarda hayatımıza giren “Metaverse” kavramı da bu konuda etkili bir araç olarak kullanılabilir. VR (sanal gerçeklik) ve AR (artırılmış gerçeklik) tanımları ilk olarak sosyal medya şirketleri ve oyun endüstrileriyle hayatımıza girmiş olsa da, uzun vadede hayatımızın daha birçok alanında bizimle olacakları artık kesin görülüyor. Çoğumuz 90’lara damga vuran “Sanal Bebekleri” hatırlar (Z kuşağı bu konuda kendini biraz şanssız hissedebilir, ama merak etmeyin). 21. yüzyılda, sanal bebeklerin metaverse ile yeniden aramıza katılması mümkün olabilir!
Bu durum ilk başta korkutucu görünse de, doğru yönetildiğinde birçok fayda getirecektir. Nüfus dengesi sağlanarak birçok üzücü son engellenebilir ve biyolojik olarak çocuk sahibi olamayan çiftler için ikinci bir fırsat yaratılabilir. Yapay zekâ (AI) ile çalışan bebeklere sahip olmak, onları büyütmek ve sanal bir ortamda hayat kurmalarını sağlamak — onlar için sanal ebeveynler olmak hepimiz için yeni ve ilginç bir deneyim olmaz mıydı?
Bir diğer önemli nokta, Sanal Çocukların toplumda gizliden gizliye var olmaya devam eden sosyolojik bir soruna çözüm olma potansiyelidir. 2018’de İngiltere’de Yalnızlık Bakanlığı kuruldu. İngiltere’nin ardından; Japonya ve birçok Avrupa ülkesi de bu konuda adımlar atarak önlemler almaya devam ediyor. Sizce “Sanal Çocuklar”, mevcut düzenimizde “ölümcül bir sosyal hastalık” olarak tanımlanan “Yalnızlık” kavramına da bir çözüm olabilir mi?
Sanal çocukları diğer gerçeklikte hayatta tutmak için daha fazla kaynak tüketmek tartışılırken, mevcut gerçeklikten kaçıp kendimizi sanal evrende yeni bir hayat kurarken bulabilir miyiz?
Not: Epic Games tarafından Unreal Engine üzerinde geliştirilen “Metahuman Creator” deneyimine aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz. www.metahuman.unrealengine.com